Pompala New York Pompala

Özgüveniniz mi yok? Hayat size “hadi be geç öte yana” muamelesi mi yapıyor. Şehir size kötü davranıp üstünüze üstünüze mi geliyor? Bir şeyi alırken bile doğru tercih yaptığınızdan emin olamadığınız bir dönemde misiniz? Size harika bir fırsat sunuyoruz…

Yollarda yürürken kulağımda bu üçüncü sınıf, gece yarısı yayınlanan reklam konuşmaları geçiyor. Türkiye gibi bir yerden gelip de bu kadar insana değer veren bir şehire maruz kalmak bünyede yabancılaşma etkisi yarattı.

New York (öbür Amerikan şehirlerini bilemem ama) bangır bangır “ben sizin için yaratıldım” diyor. İnsanlar da bu algıya kendini kaptırmış bir güzel yaşıyorlar. İlk zamanlarda en büyük problemim kırmızı ışıklardı. Yayaya yeşil, taşıta kırmızı yanarken kültürel bir refleks olarak duruyordum. Yaklaşık 1 ay bu güdüyü içimden atamadım. Araç şoförü bana ben araç şöforüne bakıyordum. Sonra hatırlayıp “a doğru ya burada geçiyorduk” diyerek yoluma devam ediyordum. Bu bakışmalar bazen süre olarak baya uzadı; malum New York’da flört üzerine kurulu… Muhtemelen bir sürü şoförle bakışma üzerinden flört ettim haberim yok.

Flört demişken bu şehirin iletişim dilinin de altını çizmiş bulunuyorum. Yolda adres sorarken, otobüs saatlerini anlamak için tabelaya bakarken, takside yolda giderken, otobüse binerken yani her hangi bir doğal aktiviteyi gerçekleştirirken bile açık hedefsiniz. Ama pis bir avlanma söz konusu değil. Gayet naif bir şekilde iltifatları gönderip yollarına devam ediyor insanlar. Sizden gelen cevaba yönelik biraz daha sınırlarınızda dolanıyorlar tabii.

Yiyip içmek konusunda hep kararsız olan ben (malum hepsini yiyip içmek istediğimden) ne alırsam alayım harika bir seçim yapmış oluyorum. “Sütlü mü istersiniz sıcak çikolatanızı yoksa bitter mi olsun?” sorusunu soran şeker mi şeker mutlu mu mutlu kasiyerde “sütlü lütfen” cevabı “waw, harika bir seçim” etkisi yaratınca siz de birden “ah bebeğim ben zaten hep böyle harika seçimler yaparım” edasına bürünüp paranızı da verip başınızda dolanan özgüven melekleriyle içiniz acımadan bilmem kaç dolara aldığınız sütlü çikolatanızla sokaklara akıyorsunuz. Bu bir pazarlama tekniği midir bilmiyorum ama öyleyse insanlarda iyi etki bıraktığı kesin.

Burada en iğrenç işi yapandan en yorucu işi yapana kadar herkes pek bir işinden zevk alır vaziyette. Alacakları bahşişten midir yoksa kafaları mı güzeldir bilinmez ama tüketicide “hayat güzel, insanlar mutlu, haydi o zaman daha çok harcayayım laylaylay” bilincini fena halde yaratıyor.

Şaka bir yana, insan burada gerçekten birincil sırada. Yanlışlıkla metroda ayağınıza basan biri sanki üzerinizden kamyonla geçmişçesine üzülerek defalarca kez özür diliyor. Bir dükkandan çıkarken yaylı kapıyı arkadaki için tutmayan odun oluyor. Otobüste engelli rampasının açılıp kapanması fazlasıyla uzun sürse de kimse oflayıp puflamıyor. Aksine yapılacak bir şey varsa yarım ediyor. Ki bir de New York en kaba insanların bulunduğu yer diyorlar. E ben canlandıramıyorum kafamda bunun daha kibarı ne? Sütlü çikolata alana çiçekten taç falan takacaklar herhalde.

Bugün sabah koşuya çıktım sonra da biraz kitap okudum gibi gündelik cümleleriniz “waw şuna bak ne kadar da azimlisin” gibi bir Türk beyninde mavi ekran yaratacak cevaplara maruz kalıyor. E tabii bir de şu “waw” nidası var. Her şey “waw”. Düşünüyorum da burada bir süre yaşayan bir Türk’ün ağzına yapışsa bu nida ve yanlışlıkla bir şeye tepkisini bu “waw” ile verse karşıdakinden alacağı karşılık hiç hoş olmaz. “Ağzını burnunu açma len öyle, doğru düzgün tepki ver. Waw ne, allahın gavuru” gibi…

Neyse yahu konu dağıldı, uzun lafın kısası burada her şeyi mükemmel yapıyorsunuz, her şey sizin için, siz olmazsanız hiç bir şey bu kadar güzel olmazdı etkisi sizi alıp “ben değerliyim yahu” dağının en tepesine oturtuveriyor. Zaten değerliyim demeyin, gelin bir de burada deneyin. E biz de buna “pompala New York pompala” diyoruz.

 

Sevilen şeyler: İnsanda bir kusur arama alışkanlığının çok daha az olması.

Sevilmeyen şeyler: Otobüs duraktan milim hareket edip trafik yüzünden ilerleyememiş dahi olsa şoförün ‘ben duraktan ayrıldım’ mantığıyla kapıyı açmaması.

Özlenen şeyler: Otobüs duraktan ayrılmasına rağmen otobüs şoförünün sana kıyak olsun diye kapıyı açması.


Amerika’yı sevme oranı: 98/100

Türkiye’yi özleme oranı: 10/100

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s