Pompala New York Pompala

Özgüveniniz mi yok? Hayat size “hadi be geç öte yana” muamelesi mi yapıyor. Şehir size kötü davranıp üstünüze üstünüze mi geliyor? Bir şeyi alırken bile doğru tercih yaptığınızdan emin olamadığınız bir dönemde misiniz? Size harika bir fırsat sunuyoruz…

Yollarda yürürken kulağımda bu üçüncü sınıf, gece yarısı yayınlanan reklam konuşmaları geçiyor. Türkiye gibi bir yerden gelip de bu kadar insana değer veren bir şehire maruz kalmak bünyede yabancılaşma etkisi yarattı.

New York (öbür Amerikan şehirlerini bilemem ama) bangır bangır “ben sizin için yaratıldım” diyor. İnsanlar da bu algıya kendini kaptırmış bir güzel yaşıyorlar. İlk zamanlarda en büyük problemim kırmızı ışıklardı. Yayaya yeşil, taşıta kırmızı yanarken kültürel bir refleks olarak duruyordum. Yaklaşık 1 ay bu güdüyü içimden atamadım. Araç şoförü bana ben araç şöforüne bakıyordum. Sonra hatırlayıp “a doğru ya burada geçiyorduk” diyerek yoluma devam ediyordum. Bu bakışmalar bazen süre olarak baya uzadı; malum New York’da flört üzerine kurulu… Muhtemelen bir sürü şoförle bakışma üzerinden flört ettim haberim yok.

Read More

Reklamlar

Dünya’nın Arka Bahçesi New York

İşte filmlerden sokaklarını ezber ettiğimiz, subway yazılarına iyiden iyiye aşina olduğumuz, gökdelenlerin grilikten öte güzel bir görünüm yaratabileceğine (karşıdan bakılınca) bizi inandıran o şehir… Alicia Keys’den Frank Sinatra’ya kadar herkesin adına bir şarkı yazdığı hayallerin ötesindeki yer.

Bu yazıyı yazmadan evvel kafamda New York’u kaç kez tasvir ettim, kaç kez birşeylere, birilerine benzettim hatırlamıyorum. Öncelikle buraya gelen hemen hemen her Türk gibi İstanbul’la yani “sihirli şehir”le karşılaştırdım. Biraz da Ankara kattım o karşılaştırmaya, o da Ankara’da yaşamış olduğumdan.

Read More

Başlarken…

Bu blog Amerika’ya gelir gelmez açılması planlanan bir blogdu. Ben nereden bilecektim bu kadar afallayacağımı…

Öncelikle ilk 2-3 ay ağzı açık ne olduğunu anlamaya çalışan bir kımıl zararlısıydım. Yeni bir ülkeyi gezmekle yaşamak arasındaki farkın bu kadar büyük olacağını tahmin etmiyordum. Şampuan almak gibi on dakika süren bir işlemin raf sistemini ve markaları bilmediğinizden yarım saat sürebildiği bir baştan öğrenme sürecinden bahsediyorum. Şampuan alabilmek ilk adımınızı attığınız bebeklikse, bir sokağa baktığınızda orada bar bulup bulamayacağınızı anlamak da ergenlik döneminiz. Fatura yatırmak, belge işleri halletmek, kargo yollamak, havale yapmak gibi sıkıcı ve uğraştırıcı işler de artık yetişkinliğe ilk adımlar.

Read More